Bizi Arayın: (0232) 369 2435-Email: info@ttptr.com

Confoederatio Helvetica – İsviçre

Tam bir yıl oldu İsviçre’de yaşamaya başlayalı! Bu süre zarfında buradaki yaşamı, sistemi, toplumu gözlemleyebildiğim kadarıyle paylaşacağım.

Isviçre, 3 Kantonun biraraya gelerek 1291 yılında kurmuş olduğu, 1815 yılında Viyana antlaşmasına istinaden “tarafsızlık” ilkesi uluslararası olarak tanınmış, 26 kantondan oluşan, Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanşça olmak üzere dört adet resmi dili olan bir ülke. Toplam nüfus 8,7 milyon yaklaşık 41.000km2’lik bir alanda yaşıyor, bu bölge yaklaşık olarak Trakya ve Marmara Denizinin  toplam alanından (yaklaşık 35.000 km2) biraz daha büyük. En büyük şehir Zürih, yaklaşık 400.000 kişi yaşıyor. İsviçre AB’ye üye değil, NATO’ya üye değil, BM’e bile 2002 yılında tam üye olmuş, ancak Schengen dahilinde ve EFTA üyesi.

İsviçre eğitimde PISA Study 2012’ye göre dokuzuncu sırada, hatta bu sene Hong Kong’da yapılan Matematik Olimpiyatlarında 2 tane altın madalya aldılar. Okula gitme zorunluluğu toplamda, 2 sene yuva da dahil olmak üzere 11 sene, sonrasında lise öğretimi geliyor. Halk 95% oranında çocuklarını devlet okullarına gönderiyorlar, tüm giderler, kurşun kalemine kadar devlet tarafından karşılanıyor. Kurşun kalem sonuna geldiğinde öğretmene giderek eskisini verip yenisini alıyor öğrenciler. Üniversiteye gitme oranı yaklaşık olarak 20% civarında. Uzun vadeli eğitim ve makroekonomik plan çerçevesinde hangi meslek grubundan ne kadar işgücüne ihtiyaç olduğu belirlenmiş durumda, öğrenciler bu plana göre meslek, yüksek meslek okullarına ve üniversitelere yönlendiriliyorlar.

Siyasal sistem çok basit. İsviçre “direk demokrasinin ya da doğrudan demokrasinin” hakim olduğu dünyadaki tek ülke. İdari açıdan hem parlamento hem de senato var. 7 bakandan oluşan bir bakanlar kurulu var. Bu bakanlar kuruluna 4 büyük partinin kaç bakan vereceği belli, yani ülke “büyük koalisyon” tarafından idare ediliyor. Her bakan dönemsel olarak başbakanlığı da üstleniyor. Doğrudan demokraside halk tüm kararları üstleniyor, örnek olarak her 2-3 ayda bir birkaç konu hakkında referandum yapılıyor. 27 kasım tarihinde yapılacak referandumun konularında biri Nükleer Santralların kapatılması üzerine.

İsviçre vatandaşlığı bir üst kimlik. Esas olarak ailenizin nüfusa kayıtlı olduğu belediyenin vatandaşısınız. Vatandaşlığa kabul edilirken de, ilk önce ilgili belediye size kendi vatandaşlığını veriyor, sonrasında isviçre vatandaşı oluyorsunuz.

Yaşadığımız kantonda 23 ekim tarihinde yerel seçimler var, hem 140 sandalyeli kanton parlamentosu hem de kantonun 5 kişiden oluşan bakanlar kurulu halk tarafından seçilecek. Bu arada kanton parlamentosuna seçilen kişiler bu işi gönüllü yani karşılığında herhangibir maddi gelir olmadan yapıyorlar. Oy kullanmaya gelince, isterseniz bir partinin listesini seçebiliyorsunuz, isterseniz “seçmek istediğiniz adayların isimlerini listeye yazarak” kendi listenizi yapabiliyorsunuz. Kantonu idare edecek bakanlar kurulu da halk tarafından seçiliyor, burada aday olup olmamak önemli değil, halk istediği kişinin ismini oy pusulasına yazıyor. Oy kullanma işlemi de biraz garip, oy pusulaları seçimden 4 hafta evvel evinize posta ile geliyor, istediğiniz gibi doldurup ya posta ile gönderiyorsunuz ya da oturduğunuz belediyenin seçim sandığına kendiniz gidip atıyorsunuz. Her kantonun kendi seçim tarihi ve seçim sistemi daha doğrusu oy sayma sistemi var.

Enteresan bir şekilde 8,7 milyon nüfus ile 2015 yılında yaklaşık 700 milyar USD’lik bir GSMH’leri var, kişi başı gelir 80.000 USD civarında. IMF’nin data’ları ile bir analiz yaptığımızda, 2015 yılında dünya ekonomisinin %1,07’sini ürettiklerini  görüyoruz. 1985 yılında 107 milyar USD ile dünya ekonomisinin %0,86’sını üretiyorlarmış, yani 30 senede dünya ekonomisindeki paylarını yaklaşık 25% arttırmışlar. İsviçre esasında bir KOBI ülkesi, yaklaşık olarak 310.000 KOBI var. Aynı zamanda İsviçre uluslararası birçok markaya sahip bir ülke, SWATCH, Nestle, Roche, ABB, UBS vs. gibi birçok dünya markası var. Aynı zamanda Tetra-Pak gibi bir çok uluslararası şirketin de merkezi konumunda. Bu ülkede tüketim “geri dönüşüm” üzerine kurulmuş, satın alınan hiç bir mal atılmıyor, tekrar tekrar kullanılıyor, her türlü eşya ya yerel bit pazarlarında satılıyor, ya da ihtiyacı kalmayan kişiler tarafından online veya direkt olarak ihtiyacı olan kişilere ulaştırılıyor. Bir de, insanlar işlerine pek araba ile gitmiyorlar, bir arkadaşım İsviçre’nin önde gelen bankalarından birinin GMY’si, tren istasyonuna bisikleti ile gidip ordan trene binerek Zürih’e işine gidiyor.

Tüm bunları toparladığımızda esas olarak AB’nin ortasında, Fransa, Almanya, İtalya ve Avusturya tarafından çevrelenmiş “nötr” bir “ada” devlet görüyoruz. Kantonların tek başlarına fazla rekabetçi olmayacaklarını, bu yüzden birleşerek daha güçlü olacaklarını yüzyıllar önce idrak ederek, “barış, uzlaşma ve karşılıklı güven” presibiyle hem komşuları, hem AB hem de dünyadaki diğer ülkelerle iş ve siyasi ilişkileri olan aynı zamanda kendi iç politikasını da “barış, uzlaşma ve karşılıklı güven” üzerine kurmuş bir ülke. Ve bu sayede refah anlamında üst düzeye ulaşmışlar.

Ve, geçen hafta okuduğum bir haber…
Dünyanın en büyük bankalarından olan İsviçre bankası UBS tüm yazılım altyapısını değiştiriyor, 2,5 sene sürecek olan bu proje için UBS 1 milyar USD (yazı ile BİR milyar Dolar) harcayacak!!!
Cem Yeker

Sosyal Medyada Paylaş

Scroll to Top